Hocam, Kral ve Baba?..


İlk kez İstanbul’da şâhit olmuştum…
Minibüs şoförüne seslenen genç, elindeki parayı uzatırken; “Şundan bir öğrenci alsana hocam!” demiş, ben de şaşırmıştım hitâp şekline?
Sürücü orta yaşlı falan olsa, geçim sıkıntısı dolayısıyla ikinci bir işte çalışan öğretmen olabilir diye düşünürdüm ama çok gençti!
Sonra yine rastladım bu hitâba, üstelik rahatsızlık verecek ölçüdeki bir sıklıkta…
Özellikle üniversiteli, hatta liseli gençlerin genelde birilerine hitâp biçimi olmuş “hocam” kelimesi?
Elazığ’da da gençlerin ağzında, her geçen gün yayıldıkça yayılıyor toplumda!

***

İlkokulda “öğretmen”, anne ya da babamızdan daha fazla saygı duymamız gereken varlıktı bizler için…
Annemiz ve babamız da bu ilkeye uygun davranışlar geliştirmemiz için bizden daha çok saygı gösterir, “hocam” diye hitâp ederlerdi öğretmenimize.
Biz öğretmenimize “hocam” diyebilmek için ilkokuldan mezun olmayı bekledik.
Zâten, önlük giymekten, yaka takmaktan kurtulmak ve öğretmene “hocam” diye seslenmek için ortaokul öğrencisi olmak gerekti o dönemlerde…
Zaman zaman; “Bana hocam demeyeceksiniz, öğretmenim diyeceksiniz!” diye prensiplerine bağlı kalmamızı isteyen öğretmenlerimiz de olmuş, ama öğrencilerinin ağız alışkanlıkları karşısında ısrarlarını devam ettirememişlerdi sonuçta!..

***

“Hocam” hitâbıtevâzu içerisinde bir saygı ifâdesi olarak görüldüğü gibi, yalnız başına bir ek almadan “hoca” şeklindeki bir sesleniş; amiyane -sıradan, bayağı ve kaba- bir hitâp şekli olarak kabul edilir!
Erkek öğretmene “hocam” diye hitâp edenler, kadın öğretmene “hocam” yerine “hoca hanım” şeklindeki bir hitâp tarzını da yine saygılı olmak adına kullanmış, ağız alışkanlığı hâline getirmişlerdir?
Aslında “hoca” kelimesi; Müslümanlıkta “din görevlisi, akıl öğreten, öğüt veren” kimse demektir.
Camii imamına “hoca efendi” denilmesi de doğrudur, ama bu namaz kıldırması nedeniyle değil, cemaate bir takım bilgileri öğretme özelliğine dayanmaktadır.
İşte bu açıdan imam ile öğretmeni çağrıştıran ve saygı dolu bir hitâp şekli olarak kullanılan “hoca / hocam” kelimesi, farsça kökenli bir isim olarak “öğreten kişi” anlamı taşıdığından daha geniş bir perspektifte kullanılsa dahi yozlaştırılmamalıdır!
Doktorlara da “hocam” diye hitâp edilir, doktorlar kendi aralarında “saygı” ifâdesi amacıyla bu hitâp biçimine muhâtap olurlar…
Teknik direktörler, basketbol ya da voleybolda “koç” olarak adlandırılırken, kitleleri peşinden sürükleyen futbol branşında “hoca” unvanıyla anılırlar…
Hakemlere de “hocam” diye hitâp eder oyuncular, hakemler de kendi aralarında yine “hocam” hitâbını kullanarak anlaşırlar!

***

İstanbul’da minibüs şoförüne seslenen gencin, elindeki parayı uzatırken; “Şundan bir öğrenci alsana hocam!” deyişine şaşırmış ve bir anlam verememiştim bir zamanlar?..
Öğretmenlik mesleğimdi, futboldaki teknik adam ve hakemlik dönemlerimden dolayı da “hoca / hocam” biçimindeki hitâp şekillerine muhâtap oldum hayatım boyunca…
Ancak, günümüzde hangi meslekten ve yaşı her ne olursa olsun biribirine “hoca / hocam” diye hitâp edenleri duydukça, dilimizin sâdece kelime olarak değil aynı zamanda anlam olarak da bilir / bilmez alışkanlıklarla yozlaştırıldığına şâhit oluyoruz her geçen gün!..
Ağabey, abla, amca, dayı, hala, şoför, muavin, usta ve benzeri hitâp biçimlerinin yerine; “hoca / hocam” deyimlerini kullanacaksak hiçbir ayrım yapmadan eğer bundan sonra, akıl vermeyi tercih edeceğiz demektir toplum olarak her önümüze çıkana!..

***

Günümüzde özellikle Elazığ’da “moda” bir hitâp şekli daha var…
Makam – mevkî, meslek ya da unvan, küçük – büyük demeden, yaş farkı gözetmeden ve de hiçbir ayrım gütmeden, herkesin herkese uluorta söyleyebildiği övgü dolu ama âmiyane bir sesleniş!
“Kral”!..
Bir de şivemizin katılmasıyla daha da samimi bir hâl alıyor, ‘K’ harfinin vurgulanarak ‘G’ye dönüşmesiyle de tam bize has oluyor!
“Gral, nedisin?..” ve de “Allah’an gurban senin gral!”
Elazığ’da yalnız gençlerin değil, az da olsa kâmil diyebileceğimiz yaştaki insanların da ağzında, her geçen gün yayıldıkça yayılıyor toplumda!
Kültürümüzün gereği değil ama, dedik ya “moda” olunca herkes kullanıyor bilir bilmez, acaba kaç kişi farkında?..

***

Elazığ yöresinde gerçek anlamı dışında öteden beri yaygın biçimde kullanılan bir tâbir daha var…
“Baba”!..
Hani şu son dönemde ‘gral’ misâli uydurukça kullanılan ve yine “moda” olan ‘baba’ hitâbını kastetmiyorum ben!
Meselâ; “Nedek baba?..” gibi, konuşma dilimizde sıklıkla kullandığımız ‘baba’ deyiminden söz ediyorum!..
Harput’taki meşhur türbelerimizde medfun olan zatlara verdiğimiz “Baba” lâkaplarının çokluğu dikkât çekerken, kültürümüzde yeri de anlamı da büyük olan ‘baba’ deyiminin; “Çocuğu olan erkek” gibi basit bir fizîkî tanımla izâhımümkün değildir?
Bu konuda yaşanmış olduğu rivâyet edilen bir hatırayı aktararak tamamlayalım bahsi…
Herkesin tanıdığı, hocaların hocası “Ruhi Baba” lâkaplı, Elazığsporumuz’un da ilk kadrosunda forma giymiş olan Ruhi BİLEN –Futbol topuyla çok iyi çalım attığı için ‘Kıvır Ruhi’ diye de bilinir- Elazığ Lisesi Müdürü olarak görev yapmaktadır…
Elazığ şivesini özellikli kullanan, babacan tavırları dolayısıyla da öğrencilerin“Ruhi Baba” diye lâkap taktıkları ve büyük sempati duydukları Ruhi BİLEN, bir gün makamında otururken kapı çalınır ve hıçkırarak ağlayan bayan öğretmen odaya girer…
Gözyaşlarını silerken bir yandan da; “Bıktım artık, usandım müdür bey!” diye şikâyetini dile getiren bayan öğretmeni teselli için ayağa kalkan Ruhi BİLEN; “Hele bir nefes al hoca hanım, otur şöyle dinlen de sâkinleş bakalım hele…” der…
Müdür Başyardımcısıyla birlikte bayan öğretmeni teselli etme çabaları pek etkili olmayınca, Ruhi hoca; “Anlat hele hocam, ne oldu, neye morâlin bozuldu bu kadar?..” diye öğretmeni konuşturup rahatlatmaya ve meseleyi anlamaya çalışır…
Öğretmen sinirden titrerken, güçlükle anlatır merâmını…
“Göreve başladığımdan beri, tüm ikazlarıma rağmen erkek öğrencilerin tamamı bana “baba” diye hitâp ediyorlar Müdür bey? Bıktım, usandım artık! Benim erkeğe benzer bir yanım mı var ki durmadan “baba” deyip duruyorlar bana? Artık dayanamıyorum…”
Öğretmenin derdini anlayan Ruhi BİLEN, yüzünde bir tebessümle başlar konuşmaya…
“Allah hayrını vere baba! Bu muydu derdin?..” diye güya teselli verir bayana!
Müdürden de “baba” hitâbını duyan bayan öğretmen sinir krizine girer ve baygınlık geçirir!..

***

“Hocam” hitâbını ağız alışkanlığıyla uluorta kullanan ve herkesi “kral” ilân edenleri uyarsak, bize dönüp de; “Sahan ne baba!” derler mi acaba, ne dersiniz?

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Tem
05Tem

Bizim Kuşak ve Sokak Oyunları

05Tem

Maden'in Stratejik Önemi ?

16Haz

Futbol'da Yanlış Terim ve Deyimler

31May

1930 ve Elazığ'da Bir Stadyum